Blog Listesine Geri Dön

Arılar ve Doğa

 

Biz insanların doğada gıda olarak kullandığı tek böcek türü besini baldır. Yediğimiz bu ballarda sadece işçi arılar tarafından üretilmektedir. Arıların maalesef ekolojik denge içerisinde varlıkları gün geçtikçe azalmaktadır. Bir kolonide ortalama arı kovanının çapı ve büyüklüğüne göre 40- 50- 70 bin arasında arı nüfusu bulunur.

Bir arı kovanımızda 3 farklı tür arı bulunur. Bunlar kovanın %99 unundan daha fazla kısmını oluşturan işçi arıları. %1 oranı altında erkek arıları ve bir tane kraliçe arıdır.  Erkek arıların sayısı 100-150 civarı olup tek görevi Kraliçe arı ile çiftleşerek kraliçenin kovan gözeneklerine larvalarını bıraktırmaktır. Erkek arılarımızın da yaşam ömrü 5-6 ayı geçmez. En uzun yaşayan arılarımız ise hem boyutları hem de geometrik şekilleri diğerlerinden farklı olan kraliçe arıları olup 4 yıl kadar yaşarlar. Arıların çoğalması dışında bir önemli görevi de vardır ki kovandaki bal üretimi ve dengeyi sağlarlar. Kraliçe arısı olmayan bir kovanda üretim olmaz. Kraliçe arımız yalnızca arı sütü ile beslenir. İşçi arılarımız ve erkek arıları da kovanda kendi ürettikleri balları yiyerek beslenirler. Bal üreten arıların yetiştiği bitki florası ne kadar zengin olursa balın kalite ve petek içerisindeki yoğunluğu o kadar fazla olur. İşçi arılarımız çiçeklerden ve bitkilerden topladıkları polen ve nektarları yeterince toplayamaz ve kovanlarına taşıyamazlarsa bal üretimi düşer. Bal arılarımız yani işçi arılarımız günlük 2000 den fazla çiçeği ziyaret ederler. Sofralarımıza gelen 1 kg lık bir balın üretimi için arılarımız 4 milyondan fazla çiçeği ziyaret ederler. Her bir işçi arımızda ömrü boyunca bir çay kaşığının çeyreği kadar bal üretir. Kovandaki sadece bir petek gözünün doldurulabilmesi için arılar 100 milyon kadar çiçekten nektar toplarlar. Bu süre zarfında yaklaşık dünyayı 2 kez dolaşacak kadar kanat çırpmış olurlar.

İşçi arıları uğrayıp polenini aldığı çiçeğin içerisine kendi türlerinin anlayacağı bir işaret bırakarak diğer arılarının girmesini engellerler. Bu özellikleri ile hem vakitten tasarruf eder hem de daha az yorulmuş olurlar. Arılar diğer havyan türleri gibi hastalanırlar. Hastalanan arılar yön duygusu özelliğini kaybederek kovanının izini süremez ve tek başlarına ölürler.

Arılarımızın yaptığı ballarda doğal koruyuculara sahip olup içerisinde neredeyse hiç bakteri yetişmez buda balın bozulmamasına nerdeyse 3000 yıl kendini muhafaza etmesine sebep olur. Arılar balların bozulmaması için propolis üretirler. Günümüz de alternatif tıpta da yoğun bir şekilde kullanılan doğal bir antibiyotik olan propolis özellikle iltihap söktürücü olarak bilinir. (1. Dünya savaşında ilaç bulamayan askerlerin yaralarına sürülmüş ve tedavi ettiği gözlemlenmiştir. )

Arı vızıltısı ve Arı dansı diye tabir ettiğimiz kanat çırpışları ve iç gövdelerinde oluşturdukları titreşimler sayesinde ortaya çıkardıkları sesler ve yaptıkları bir takım geometrik hareketler ile hem cinsleri arasında iletişim kurarlar. Bilim insanları bu iletişimi çıkardıkları vızıltı sesleri ve dansları ile tanımlarlar. Koloninin sürekliliği ve balın üretimi için bu vızıltı ve dans arılar için hayati öneme sahiptir. Her bir bal arısı kendi aralarında bu dans ve vızıltı sayesinde kovan içerisinde uyum içerisinde çalışır. Şimdiye kadar 11 adet farklı ses frekansı yakalayan bilim insanları bu seslerin her birisine farklı anlam yüklemişlerdir. Bal üretimi esnasında farklı bir vızıltı kovana yabancı bir arının girmesinde yüksek sesle daha farklı bir vızıltı olduğu saptanmıştır. Kraliçe arılarımız ise çok daha zengin seslere sahiptirler.

Eğer arıların ömrü tükenir ve yeryüzünden kaybolurlarsa İnsanoğlunun sadece 4 yıl ömrü kalır. Arı olmazsa bitki döllenmesi olmaz. Bitki olmazsa hayvan olmaz. Ve insan olmaz.

Yorumlar